Daha yorgun, daha mutlu..
Bir iki kelime elbette ifade edemez içindeki fırtınayı, fakat nedendir bilmem rahatlıyor işte insan bir şeyler yazınca -bir limana sığınmışcasına-. Yaşanan tek bir duygu yoğunluğu bile sarsabiliyorken bir insanı, üst üste gelen şeyler biraz daha yoruyor kuşkusuz. Daha yoğun, daha yorgun.
Bir liman misali, giden gemilerin olduğu gibi gelenler de oluyordu limana, senin hiç beklemediğin bir anda. Daha eksik, daha fazla.
Geride kalan olmak mıdır ağır olan giden olmak mı bilmiyorum. Ama ben şimdilik geride kalmanın, gemiyi uzaklara uğurlamanın gerçekten ağır olduğunu hissediyorum, bazen kaldıramayacakmışım gibi hissetsem de, biliyorum Rabbim o gücü verdi bana, bunun için ancak susuyor ve dua ediyorum. Yine de giden daha uzak, bana daha ağır biliyorum. Bu limanda biraz daha kalma vaktimin olduğunu, ve bir gün eninde sonunda giden geminin yanına gideceğimi biliyordum. Ve sessizce o günü bekliyordum.Daha sessiz, daha sakin.
Giden geminin ardından bakarken uzaklara, başka bir şey yaklaşıyordu limana. Bir gemi. Başka bir gemi. Yolu bu limandan geçiyormuş onun da. Zaman ilerledikçe gelen gemi ayrı bir yer edindi bu limanda. Onun da gitmesini istemiyordum. Giden gemiye kavuşma vakti gelene kadar beraber kalalım bu limanda diyordu o da. Sevdim bu sözü. ‘Giden gemiye kavuşma vakti’ ve ‘Beraber’. Tebessüm bıraktı gelen gemi yüzümde. Daha yorgun, daha mutlu..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder