6 Temmuz 2010 Salı

Daha yorgun, daha mutlu..


Bir iki kelime elbette ifade edemez içindeki fırtınayı, fakat nedendir bilmem rahatlıyor işte insan bir şeyler yazınca -bir limana sığınmışcasına-. Yaşanan tek bir duygu yoğunluğu bile sarsabiliyorken bir insanı, üst üste gelen şeyler biraz daha yoruyor kuşkusuz. Daha yoğun, daha yorgun.

Bir liman misali, giden gemilerin olduğu gibi gelenler de oluyordu limana, senin hiç beklemediğin bir anda. Daha eksik, daha fazla.

Geride kalan olmak mıdır ağır olan giden olmak mı bilmiyorum. Ama ben şimdilik geride kalmanın, gemiyi uzaklara uğurlamanın gerçekten ağır olduğunu hissediyorum, bazen kaldıramayacakmışım gibi hissetsem de, biliyorum Rabbim o gücü verdi bana, bunun için ancak susuyor ve dua ediyorum. Yine de giden daha uzak, bana daha ağır biliyorum. Bu limanda biraz daha kalma vaktimin olduğunu, ve bir gün eninde sonunda giden geminin yanına gideceğimi biliyordum. Ve sessizce o günü bekliyordum.Daha sessiz, daha sakin.

Giden geminin ardından bakarken uzaklara, başka bir şey yaklaşıyordu limana. Bir gemi. Başka bir gemi. Yolu bu limandan geçiyormuş onun da. Zaman ilerledikçe gelen gemi ayrı bir yer edindi bu limanda. Onun da gitmesini istemiyordum. Giden gemiye kavuşma vakti gelene kadar beraber kalalım bu limanda diyordu o da. Sevdim bu sözü. ‘Giden gemiye kavuşma vakti’ ve ‘Beraber’. Tebessüm bıraktı gelen gemi yüzümde. Daha yorgun, daha mutlu..

HANİ

Hani çok doldurur içini sonra taşar ya, öyle işte..

..

Korkularıyla yüzleşmek zorundadır insan.

Korktukların büyür içinde derler ya hani, büyüdü benimkiler de içimde.

İçimdekiler beni hem korkutuyor hem de mutlu ediyordu.

Hem hüzünlendiriyor hem de yüzümde tebessüm bırakıyordu.

Bir süre sonra anladım ki, onlar benim gerçeklerimdi.

İyisiyle, kötüsüyle;

Mutluluğuyla, hüznüyle..

..

Nereye kadar kaçabilirdi insan gerçeklerden?

Ben kaçamadım.

Yapamadım.

Ne gönlüme sus diyebildim ne de vicdanıma bir şey diyebiliyorum.

..

Hani bazen güler; bazen ağlarız anılarımızla.

Ömrümüzün her bir dönemi ayrı ayrı şeyler eder bize.

Bir gün dünyalar bizim olurken aldığımız güzel bir haberle,

Bir gün her şey yıkılırmış gibi gelir başımıza;

Hani bir ölüm çığlığı gibi.

Fakat biz biliriz;

İmtihandır bunun adı.

Dert varsa yanında derman da vardır mutlaka,

Sıkıntı varsa ötesinde mükafat da vardır fazlasıyla,

Bu yüzden her şeye rağmen anlamlıdır dünya.

Yaşamaya değerdir bize verildiyse.

Savaşmak gerekir güçlüklerle,

Dayanmalıyızdır bütün zorluklara.

Ve bilmemiz gereken şeyler vardır bunların yanında.

‘Tevbe’ mesela.

Önce gönülden pişmalık, ardından bir nasuh tevbesi.

..

‘Bismillah’ deyip yeni bir sayfa açmak yüreğinin en derinlerinde.

..

Yeniden yeni imtihanlarla karşılaşmak.

Ve tâbi olduğun sınavda sana düşeni yapmak;

Karar vermek gerek ya hani iradenle,

Gönlünle,

Zihninle,

Kendinle.

Yani bir seçim yapmak.

Belki korkarak.

Ama arkasında durabilecek kadar sağlam olarak.

..

Ve ben yaptım seçimimi.

Rabbim ne olur, ne olur hayreyle sen istediklerimi.

Bilerek,

Severek,

Rızanı isteyerek yaptım ben seçimimi.


Y..